Ana sayfa Üniversiteler Ankara Üniversitesi Telefon Numarası İletişim

Ankara Üniversitesi Telefon Numarası İletişim

826
3

Ankara Üniversitesi, Türkiye Cumhuriyeti ilan edildikten sonra sonra sonra kurulan ilk devlet üniversitesidir. Üniversite’nin resmi kuruluş yılı 1946 olmasına rağmen, Ankara Üniversitesi’nde bulunan Veteriner Fakültesi ve Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin tarihi çok daha eski yıllara dayanmaktadır. Veteriner Fakültesi 1842 yılında kurulurken eski adıyla Mektebi Mülkiye olan Siyasal Bilgiler Fakültesi ise 1859 yılında kurulmuştur.

.

Ankara Üniversitesi’nin fakültelerinden biri olan Hukuk Fakültesi 1925 yılında kurulmuştur. Daha sonra 1933 yılında Yüksek Ziraat Enstitüsü eğitim öğretim vermeye başlamıştır. Diğer birçok fakültesi de tarihi eskilere dayanan ve Türkiye’nin önemli fakültelerindendir. Ankara Üniversitesi nitelikli araştırmalar yapan bir kurum olmayı sürdürürken aynı zamanda da çatısı altında eğitim gören öğrencilerinin ülke yararına işlere imza atmasını amaçlar. İlk olarak ülkemize fayda sağlayacak icraatler yapacak öğrencilerinin yaptıkları bilimsel çalışmaların uluslararası areanada fark yaratan ve önemle anılan işler yapılması da üniversitenin başlıca amaçların biridir. Ankara Üniversitesi, yapılmış buluşlardan ziyade çığır açıcı bilimsel araştırmalar yaparak bu doğrultuda kaliteli eğitim öğretim vermeye çalışan ve son derece köklü olan bir üniversitedir. Cumhuriyetin ilk üniversitesi olmanın sorumluluğunu taşıyan Ankara Üniversitesi bu amaçla diğer üniversitelere örnek olacak birçok çalışmaya imza atmıştır ve atmaya da devam etmektedir. Ülkemizin başkenti olan Ankara’da yer alan bu üniversite doğaya duyarlı, eleştirebilen, saygılı ve mesleki olarak faydalı işlere imza atabilen bireyler yetiştirmeyi amaçlamaktadır.Ankara Üniversitesi’nin amaçlarından biri de öğrencilerin yaşadıkları kentin sorunlarına duyarlı ve çevresel olaylara karşı hassas insanlar yetiştirmektir. Ankara Üniversitesi bünyesinde birçok fakülte, meslek yüksekokulu ve enstitü eğitim öğretim faaliyetlerini sürdürmektedir. Modern eğitim anlayışını benimseyen bu fakültelerde birçok farklı branştan da öğrenci yetiştirilmektedir.

Üniversite bünyesinde yer alan fakülteleri sıralayacak olursak, Uygulamalı Bilimler Fakültesi, Ziraat Fakültesi, Veteriner Fakültesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Tıp Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, Spor Bilimleri Fakültesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Eczacılık Fakültesi, Fen Fakültesi, İlahiyat Fakültesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, İletişim Fakültesi, Hemşirelik Fakültesi ve son olarak da Hukuk Fakültesi’dir. Özellikle bünyesinde bulundurduğu enstitülerin fazlalığı ile öne çıkan Ankara Üniversitesi’nde birçok farklı enstitü bulunur. Enstitü sayısında Türkiye’nin sayılı üniversitelerinden biri olan bu üniversitede bulunan enstitüler ise,Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Gıda Güvenliği Enstitüsü, Biyoteknoloji Enstitüsü, Kök Hücre Enstitüsü, Türk İnkılap Enstitüsü, Adli Bilimler Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü’dür. Bunlarla birlikte bulunan diğer enstitüler ise Hepatoloji Enstitüsü, Hızlandırıcı Teknolojileri Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kanser Araştırma Enstitüsü, Nükleer Bilimler Enstitüsü, Su yönetimi Enstitüsü ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü’dür. Ayrıca üniversite bünyesinde eğitim veren birçok yüksekokul da bulunmaktadır. Ankara Üniversitesi’nin rektörlük koltuğunda ise Prof. Dr. Erkan İbiş oturmaktadır. 2018 – 2019 Eğitim Öğretim yılında Ankara Üniversitesi’nde eğitim almak isteyen adaylar, aşağıda aktaracağımız iletişim kanallarından Ankara Üniversitesi’ne ulaşarak detaylı şekilde bilgi sahibi olabilirler.

 

Ankara Üniversitesi Telefon Numarası:

444 5 946 – 0312 212 6040

Ankara Üniversitesi Fax Numarası:

0312 212 6049

Ankara Üniversitesi E-Mail Adresi:

ankara@ankara.edu.tr

Ankara Üniversitesi Adresi:

Ankara Üniversitesi Rektörlüğü Dögol Caddesi 06100 Beşevler Ankara Türkiye

 

3 YORUMLAR

  1. YASİN SURESİ DESTANI
    KİTABIMIZ KURANDA
    ABDURRAHMAN TOĞAÇ.
    1-Yasin, sırlı lisanınla kulları, davet etmektesin.
    2-hikmet li kuranın çok hakkını, söylemektesin.
    3-muhakkak ki davetinle sen, büyük emektesin.
    doğru bir yoldasın der rab, kitabımız kuranda.

    5-güçlü esirgeyici Allahın, indirdiği kitabıdır.
    6-babaları uyarılmamışlara, Allahın hitabıdır.
    onlar bundan gafillerdir, iblisinki ne tabidir.
    ant olsun azap haktır der, kitabımız kuranda.

    artık onlar uyarı yoluyla, hiç imana gelmezler.
    8-çünkü boyunlarına, yular geçirdik görmezler.
    yular çenelerinin altına dayanır, hiç bilmezler.
    ondan başları yukarıdır der, kitabımız kuranda.

    9-önlerinden set çekmişiz, engelinden görmez.
    arkasındanda set çekmişiz, hiç biri onu bilmez.
    10-uyarsan da uyarmasan da, onlar yola gelmez.
    onlar için aynıdır diyor rab, kitabımız kuranda .

    11-sen ancak kuran a, uyan kulu uyarasın.
    görünmez rahman dan, korkana buyurasın.
    ona mağfiretle cömertçe, veririm duyurasın.
    mükafatımı müjdele der, kitabımız kuranda.

    12-gerçekten ölüleri, ancak biz diriltiriz.
    bıraktıkları eser varsa, yazılmakta biliriz.
    zaten bunların hepsi, bir kütükte deriz.
    lehfi mahfuzdadır der,kitabımız kuranda.

    13-onlara o şehir halklarının, halini misal getirin.
    14-onlara iki elçi gönderdik, dedik ayeti götürün.
    üçüncü elçiyi takviye ettik, ayetlerimi söyleyiverin.
    size gönderilen elçileriz deyin , kitabımız kuranda.

    15-dediler sizde bizim gibi, insan dan başka değilsiniz.
    rahman bir şey göndermemiştir, demeyiz size ehilsiniz.
    siz bizlere yalan söylüyorsunuz, üstelik birde sefilsiniz.
    üçünü de inkar ettiler, der rabbimiz, kitabımız kuranda.

    16-rabbimiz biliyor bizi, sizin iyiliğinizi dileriz.
    gerçektende biz sizlere, gönderilmiş elçileriz.
    17-bize düşen bir tebliğdir, bunu size deriz.
    18-uğursuzsunuz dediler , kitabımız kuranda.

    dediler yemin olsun ki, eğer vaz geçmezseniz.
    sizi taşla öldürürüz, buradan çekip gitmezseniz.
    azabımız dokunur, gitmeye gayret etmezseniz.
    taşlar öldürürüz dediler der, kitabımız kuranda.

    19-uğursuzluğunuz kendinizden, nasihat a erdiniz.
    siz haddi aşmış kavimsiniz, kendinizde gördünüz.
    20-şehrin öbür ucundan gelen, adamı öldürdünüz.
    kavmim bunlara uyun demişti, kitabımız kuranda.

    21-uyasınız sizlerden, hiçbir ücret istemeyene.
    bunlar hidayet üzeredir, uyun Allah bir diyene.
    22-ben beni yaratana, kulum diyorum görene.
    hepimiz ona döneceğiz der, kitabımız kuranda.

    23-hiç ben ondan başka, tanrılar a tapar mıyım.
    rahmandan zararda gelse, hiç isyan yapar mıyım.
    taptığınız şefaat edemez, başkasına bakar mıyım.
    onlar seni kurtaramaz diyor, kitabımız kuranda.

    24-şüphesiz ben o zaman, sapanlardan olurum.
    24-dedi rabbinize inandım, yolu doğru bulurum.
    uyun diyen öldürüldü,dedik cennetime buyurun.
    26-gir cennetime dedik diyor, kitabımız kuranda.

    27-rabbim beni bağışladığını, keşke kavmim bilselerdi.
    ikram edilenlerden olduğumu, hepside bilip görselerdi.
    28-hiç olmazsa ölümüm ardından, hak yolu bulsalardı.
    onlara gökten ordu indirmedik der, kitabımız kuranda.

    29-indirecekte değil dik, bir narayla yok oldular.
    30-yazıklar olsun o kullara ki, eğlenceye daldılar.
    ne zaman resuller gönder sek, hep alaya aldılar.
    bir narayla sönüverdiler der, kitabımız kuranda.

    31-onlardan önceki kuşaklar dan da, helak etmişiz.
    hiç biride dönüp gelmediler, onlara da biz yetmişiz.
    32-hepside huzurum da dediler, biz batıla gitmişiz.
    bir gün ötekiler de gelirler der, kitabımız kuranda.

    33-onlara ölü toprak ta, elbet bir alamet tir.
    biz onu da diriltir iz de, her tarafı nimet tir.
    ondan bitenden yersiniz, nankörlük ihanettir.
    biz onu da diriltiyoruz der, kitabımız kuranda.

    34-orada hurma üzüm, çeşitli mahsul yarattık.
    içinden kaynaklar fışkırtıp, nimetimle donattık.
    35-bunlar ı yetiştiresiniz diye, biz böyle yaptık.
    hepsinden de yersiniz der, kitabımız kuranda.

    şükretsinler diye yaptık, kullarımızı kayırdık.
    36-yerde bitenden yersiniz, rızkınızı ayırdık.
    çeşitli çiftleri yarattık, nimetim le doyurduk.
    eksikten münezzehim der, kitabımız kuranda.

    37-onlara gecede bir delildir, gören kullar farkında.
    geceden gündüzü sıyırırız, karanlığım a bir bakında.
    38-güneşte emrimle döner, kendi miğferi etrafında.
    oda akarak gitmektedir der rab, kitabımız kuranda.

    bu güçlü her şeyi bilen, Allahın takdiridir.
    39-ayada menzil koyduk, rabbin haberidir.
    sonra eski haline döner, o hikmet sahibidir.
    eski hurmaya döner der, kitabımız kuranda.

    40-ne güneşin aya yetişmesi, ona yaraşır.
    ne de gece gündüz e geçerek, ona ulaşır.
    hepside bir felek te yüzer, emrime erişir.
    41-neslinizde alamet der,kitabımız kuranda.

    zürriyetlerini dolu gemiler de, biz taşımaktayız.
    42-onlara bunun gibi,çok binekler yapmaktayız.
    43-onları boğarız lakin, amellerine bakmaktayız.
    yardım bulup kurtulamaz der, kitabımız kuranda.

    44-ancak bizden bir rahmet ve, zamana bakasınız.
    yaşamınız yazgınız la olur, bunu aklınız a takasınız.
    45-onlara söyle, önünüzden ardınızdan korunasınız.
    ki esirgenesiniz diyor rabbimiz, kitabımız kuranda.

    46-onlar rabbinden gelen, her ayete yüz çevirsinler.
    47-verdiğimiz rızıklardan, istemediler ki sarf etsinler.
    onları da istese doyurur deyip, bizi inkar a gitsinler.
    nebiye şaşkınlıktasınız dediler der, kitabımız kuranda.

    48-bide dediler doğru iseniz, o saat ne zaman.
    49-onların beklediği bir naradır, iyi kulum aman.
    onlar çekişip dururlarken, yakalar onları hemen.
    50-bir vaatte yapamazlar der, kitabımız kuranda.

    51-sura üfrülür, bir bakarlar ki hepsi kalkmışlar.
    rablerine kavuşmak için, hepsi de akın etmişler.
    52-eyvah başımıza gelene derler, sese şaşmışlar.
    uyuyorduk kim kaldırdı derler, kitabımız kuranda.

    demek ki Allahın vaadi, buymuş deyip görürler.
    o zaman resullerimize, doğru söylemişler derler.
    53-sadece bir nara olduğu nu, hepsi de bilirler.
    hepsi huzuruma gelirler der, kitabımız kuranda.

    54-artık bu gün hiç kimseye, zerre haksızlık edilmez.
    sade yaptıklarının cezasıdır, fazladan bir şey görmez.
    55-cennetlikler güzel yerde, onlara azap hiç gelmez.
    eğlence ve zevktedirler diyor rab, kitabımız kuranda.

    56-kendileri ve zevceleri, hep gölgelerdedir.
    tahtların üzerine yaslanmış, hepsi zevktedir.
    57-orada meyvede var, kazanan yemektedir .
    ne isterse hepsi var der, kitabımız kuranda.

    58-esirge yen rabbin den, vardır onlar a selam.
    59-deriz ayrılın mücrimler, siz onlardan hemen.
    60-biz söylemiş dik size, şeytana uymayın aman..
    size açık düşmandır dedik der, kitabımız kuranda.

    61-bana kulluk edin dedim, çoğunuz baş kaldırdı.
    doğru yol budur dedik, iblis sizleri peşine taktırdı.
    62-böyle iken çokları nızı, Allah yolundan saptırdı.
    aklınızı kullanmadınız der rab, kitabımız kuranda.

    63-işte vaat olup ta, geldiğiniz cehennem budur.
    64-küfrünüz sebebiyle, gideceğiniz yeriniz oradır.
    65-o gün onların ağızlarına, birde mühür vardır.
    eller ayaklar şahittir der rab, kitabımız kuranda.

  2. 05448081798
    SAD SURESİ DESTANI ABDURRAHMAN TOĞAÇ
    1-şerefle dolu kuranımıza, yemin olsun görüyorum.
    2-doğrusu küfredenler, ayrılık içindedir biliyorum.
    3-onlardan önce nice kuşaklar, helak ettik diyorum.
    çağrışmalar dan fayda yok der, kitabımız kuranda.

    4-içlerinden kendilerine, bir uyarıcı geldiğinde.
    o kafirler şaşkınlık la, bu yalandır dediğinde.
    5-bu yapılanları rabbin, yaptığını gördüğünde.
    şaşılacak bir şey derler, kitabımız kuranda.

    6-ileri gelenler ortaya çıkıp, karşı koyalım dediler.
    yürüyün taptıklarımız ın, sahibi olduğunu göreler.
    gerçekten arzu olunan tek şeyin, olduğunu bileler.
    deyip kalkıp yürüdüler der rab, kitabımız kuranda.

    7-biz bunu başka dinde, hiç işitmedik.
    böyle uydurma peşine, biz hiç gitmedik.
    8-kuran aramızda onaysa, iman etmedik.
    zikirden şüphedeler der,kitabımız kuranda.

    doğrusu onlar benim, daha azabımı tatmadılar.
    9-onlar sana onu verenin,gücüne hiç bakmadılar.
    rabbin rahmet hazinesini, önemseyip takmadılar.
    rahmetimi hiç düşünmediler der, kitabımız kuranda.
    SAD SÜRESİ DESTANI DEVAMI
    10-yoksa göklerle yerin ve,arasındakilerin.
    sanki mülkü onlarınmı,o gafillerin.
    ozaman göğe ip atsınlar o zalimlerin
    çaresini bulamazlar der,kitabımız kuranda

    11-onlar bize muhalif olanları,döküntüsüdür.
    bozuk bir ordudan kalma,son kalıntısıdır.
    onlar bozguna uğrayacakların,tam kırıntısıdır.
    yakında görecekler der,kitabımız kuranda.

    12-onlardan önce nuh ad,kazıklı firavuna bakın.
    13-semut lüt eykelilerdeki,azaplardan sakın.
    14-o kavimler yalanladı,o azaptan kaçın.
    onlara azap hak oldu der,kitabımız kuranda.

    15-bunlar dahi ancak,bir naraya bakıyorlar,
    onu geri çevirmek yok,hak yoldan sapıyorlar.
    16-hesap gününden önce,kafayı hesaba takıyorlar.
    hesabı dünyadada bilek dediler,kitabımız kuranda.

    17-şimdi sen onlara sabret,bilseler hakka giderlerdi.
    kuvvetli kulumuz davutla,kuşlar zikir ederlerdi.
    bize yönelen bir kuldu,birlikte allah derlerdi.
    hepsinide görürdük der rab,kitabımız kuranda.

    18-gerçekten biz dağları,onun emrine vermiştik.
    onunla akşam sabah,tesbih edenleri görmüştük.
    19-kuşlar toplu emrindeydi,lütfumuzu sermiştik.
    her biri allahı anardı der,kitabımız kuranda.

    20-biz onun saltanatını,kuvvetlendirmiştik.
    kendisine hikmetle faslı,bir hitap vermiştik.
    21-bir davacı kıssası gelmişti,onuda görmüştük.
    duvardan tırmanıp girdiler der,kitabımız kuranda.

    22-davudun yanına girdilerde,o onlardan ürperdi.
    biz iki davacıyız dediler,oda adilce hüküm verdi.
    bu iş için aramızda,sen bir hüküm ver dedi.
    doğru yola çıksın dediler,kitabımız kuranda.

    23-şu benim kardeşimdir,onun doksandokuz koyunu.
    benim bir dişi koyunuda ister,bozasın bu oyunu.
    onuda bana ver diyor,gözünde hiç yok doyumu.
    sözüyle beni yendi dedi,kitabımız kuranda.

    24-yemin olsun senin koyunu,kendininkine katmakla.
    O sana zulmetmiştir,hakikat yoldan sapmakla.
    çok ortak birbirine zulmeder,iblis peşine takmakla.
    adil yaralı iş müstesna der,kitabımız kuranda.

    davut kedisini imtahan,ettiğimizi sanmıştı.
    hemen rabbine istiğfarla,secdeye kapanmıştı.
    ve tevbeyle rabbine dönüp,onu anmıştı.
    25-bizde onu bağışladık der,kitabımız kuranda.

    davudun bize olan,güzel yakınlığı olmuştur.
    26-davudada yeryüzünde,halifelik verilmiştir.
    rabbimiz onada adaletle,hüküm ver demiştir.
    havana uyma saparsın der,kitabımız kuranda.

    çünkü allah yolundan sapanı,hesap gününde.
    unuttukları musibet olarak,döner sonunda.
    istesem dünyadada veririm,cezalarını anında.
    ahrette şiddetli azap var der,kitabımız kuranda.

    27-biz gök ve yer arasındakileri,boşa yaratmadık.
    bu küfredenlerin zannıdır,inamçlı kalbi karartmadık.
    bundandır ateşi hak edenleri,cennetimize katmadık.
    vay ateşten başa gelene der,kitabımız kuranda.

    28-siz bize üstelik birde, hep sağdan gelirdiniz.
    29-onlarda sizin kendiniz, imana gelmemiştiniz.
    30-size bir hükmümüz yoktu, azmış kavimdiniz.
    31-üzerleri ne azap hak der, kitabımız kuranda.

    32-demeyin ki biz sizi, yoldan çıkardık gafiller.
    onlar kendi kendilerine, bizde azgındık derler.
    33-muhakkak hepside o gün, azapta ortaktırlar.
    34-bu mücrimlerin sonu der, kitabımız kuranda.

    35-onlara Allahtan başka, hiçbir ilah yoktur.
    dendiğinde biride demedi, doğrudur haktır.
    36-mecnun şair için, ilah bırakmak yasaktır.
    37-acıklı azabı tadar der, kitabımız kuranda.

    38-elbette ki siz o, acıklı azabı tadacaksınız.
    39-yaptığınız kötü amel ile, cezalanacaksınız.
    40-samimi kullar hariçtir, azapta kalacaksınız.
    41-dürüstlere rızık var der,kitabımız kuranda.

    42-türlü meyveler arasında, onlar ikram edilenler.
    43-Allah onlardan razıdır, naim cennetine giderler.
    44-karşılıklı tahtlar üstünde, rabbimiz Allah derler.
    45-memba şarabını içerler der, kitabımız kuranda.

  3. EZ ZÜMER SÜRESİ DESTANI
    ABDURRAHMAN TOĞAÇ
    1-Kitabın indiriliş i,hikmet sahibi Allah dandır.
    2-şüphesiz kitabı hak ile, indir dik biz ondandır.
    Allaha halis kul olur san, oda senin şanındandır.
    3-dikkat halis din Allahın der, kitabımız kuranda.

    Allah ı bırakıp başka, veliler edinenlere.
    Bizi Allaha onlar, yaklaştıra cak diyenlere.
    Allah hükmünü verecek, o yanlışa gidenlere.
    Yalancılar yola gelmez der, kitabımız kuranda.

    4-allah bir çocuk edinmek, isteseydi şayet.
    Yarattığından dilediğini seçerdi, açıktır gayet.
    Biz ondan münezzehiz, hakka etmezsen gayret.
    Kahru perişan ederim der, kitabımız kuranda.

    5-gökleri yeri hak ile, biz yarattık bilsinler.
    Geceyi biz gündüze sardık, yola gelsinler.
    Gündüzü de geceye sardık, bir ders alsınlar.
    Güneş de ayda emrimde der, kitabımız kuranda.

    Her biri muayyen vakte kadar, akıp giderler.
    Onlarda güçlü ve esirgeyici ye, zikir ederler.
    6-inananlar bizi bir kişiden, yarattı derler.
    Sonra eşini yaratık der, kitabımız kuranda.

    Davarlardan da sizin için, sekiz çift indirdi.
    Sizi ana karnın da, üç karanlıkta biçimlendirdi.
    Hilkatten hilkate yarattım dedi, bunu da bildirdi.
    Mülk sahibi Allah tır der kitabımız kuranda.

    Ondan başka ilah yoktur, bunu biliyorsunuz.
    O halde siz nasıl olup da, döndürülüyorsunuz.
    7-eğer küfrederseniz bilin ki, batıla gidiyorsunuz.
    Küfrünüze katlanmam der, kitabımız kuranda.

    Eğer şükrederseniz sevabına yazılır şaşırmaz.
    Hiçbir günah kar başkasının, günahını taşımaz.
    Sonra dönüş rabbinedir, kötülük yanına kalmaz.
    Göğüsler içini bilirim der, kitabımız kuranda.

    8-insana bir zarar dokunsa, döner rabbine.
    Dua ederek rabbine, yardım ister kendine.
    Tarafımdan nimet versek, uyar kendi fendine.
    Dua ettiğini unutur der, kitabımız kuranda.

    İnsanları Allah yolundan, saptırmak için.
    Allaha ortak koşarak, sözüne verir biçim.
    Küfrünüzle biraz zevklenin, buda bir suçun.
    bunlar cehennemlik der, kitabımız kuranda.

    9-o gece saatinde kalkıp, rabbine secdeye kapanan.
    Kıyam da durup Allah a, her zaman ibadetini yapan.
    Rabbin rahmetini uman, ahret azabın dan sakınan.
    Bilenle bilmeyen bir olmaz der, kitabımız kuranda.

    Ancak akıl sahipleri, bunlardan anlar derim.
    10-benim iman eden kullarım, senin iyidir yerin.
    Dünyada iyi iş yapanlaradır, uyana güzel haberim.
    Yeryüzüm geniştir der rab, kitabımız kuranda.

    Sabredenlere mükafatı, hesapsız verilecektir.
    11-halis hane ibadetle, emrolundum diyecektir.
    12-müslümanların ilki, olduğunu da bilecektir.
    Rabbimin emri derler der, kitabımız kuranda.

    13-rabbime isyan edersem, büyük azaba giderim.
    Büyük bir günün azabından, korkarım derim.
    14-de ki ben dini bütün, yaşamaya gayret ederim.
    Allaha ibadet ederim deyin der, kitabımız kuranda.

    15-sizde deyin ondan başka, dilediğinize tapın.
    Asıl hüsrana düşeceklere kıyamet günü bakın.
    Kendinize yazık etmeyin, demiştik onlara sakın.
    Onlar açık ziyandalar der, kitabımız kuranda.

    16-onlara üzerlerinde, ateşten tabakalar yapmışız.
    Altlarında da tabakalar vardır, azabımıza katmışız.
    Allah böyle kulları biz, kuşatıp azabımıza atmışız.
    Kullarım benden korkun der, kitabımız kuranda.

    17-putlara ibadetten sakınıp,Allaha yönelene.
    Onlara güzel müjde var, sade Allaha gelene.
    18-o kullarım ki sözü dinler, uymayı da bilene.
    Yolun doğrusuna uyar der, kitabımız kuranda.

    İşte Allahın onlar, hidayet verdiği kimseler.
    Kamil akıl sahipleri onlardır, yolları inceler.
    19-üzerine azap geleceklerde, bunu bilseler.
    Ateş tekini kur taraman der, kitabımız kuranda.

    20-rablerinden korkanlar için, yüksek konaklar.
    Üzerine köşk yapılmış, altından akan ırmaklar.
    Bu rabbimizin vaadidir, halis kullarımı bekler.
    Biz vaatten caymayız der, kitabımız kuranda.

    21-görmedin mi ki Allah, gökten size su indirdi.
    Onu kaynaklara koydu, toprak altında dindirdi.
    Çeşitli renkte ekinler çıkardı, harareti söndürdü.
    Ekin sararıp çöp olur der, kitabımız kuranda.

    Bunda bir öğüt vardır, çoğu da yolunu şaşmış.
    22-Allah İslam a yaklaşanların, ona kalbini açmış.
    Rableri onların her birinin, nurunu üzerine katmış.
    Onlar gibi olur mu der rab, kitabımız kuranda.

    Vay Allahın zikrinden o, kalpleri katılaşmışa.
    Onlar açık sapıklıkta, hak yolundan şaşmışa.
    23-Allahın kelamının da, güzelinden kaçmışa.
    Ahenkli katmerli kitaptır der, kitabımız kuranda.

    Öyle ki rabden korkanların, derisi ondan ürperir.
    Sonra deri kalp zikreder, hepsi birden Allah der.
    Bu Allahın bir hidayetidir, dilediği o lütuf a erer.
    Şaşıranda yola gelmez der, kitabımız kuranda.

    24-kıyamet gününde azabın, şiddetinden yüzünü.
    Koruyan kimse rabbine, teslim etmiş özünü.
    Zalimler ede azabı tadın, dinlemediniz sözümü.
    Kazandığınızı tadarsınız der, kitabımız kuranda.

    25-onlardan öncekilerde, resulleri yalanladılar.
    Sonra ummadıkları yerden, azabıma uğradılar.
    26-azabımı dünyada da, tadarak anladılar.
    Ahret azabı çok büyük der, kitabımız kuranda.

    27-yemin olsun biz bu kuranda, tüm insanlara.
    Her türlüsünü temsil getirdik, öğüttür alanlara.
    28-pürüzsüz dosdoğru arapca, kurandır onlara.
    Umarım korunurlar der rab, kitabımız kuranda.

    29-Allah bir misal veriyor, gören gözler görürler.
    Bir adam ki ortağı çok, gelen giden yiyorlar.
    Aralarında adalet de yok, çekişip duruyorlar.
    Sahibi tek olan kazançlı der, kitabımız kuranda.

    Hamt Allaha mahsustur, görenler yola gelecekler.
    Kafir lerin çoğu bilmez, çokça pişman olacaklar.
    30-şüphesiz sende öleceksin, onlarda ölecekler.
    Sonrada dirileceksiniz der, kitabımız kuranda.

    31-kıyamet gününde huzuruma, davacı olarak gelirler.
    32-artık allahın sözünü yalanlayanlar, cevaplarını alırlar.
    Ayetlerimi yalanlayandan zalim, kimler olabilirler.
    Cehennemde yer çok der rab, kitabımız kuranda.

    Cevap
    abburrahman toğaçOcak 30, 2020 at 4:42 pm
    Your comment is awaiting moderation
    33-doğruyu getireni tasdik, edenlerin halidir.
    Onlarda takva sahiplerinin, ta kendileridir.
    34-onlara da rablerinden, ne dilerse verilir.
    İyilik yapanın hakkı der, kitabımız kuranda.

    35-çünkü Allah onların, önceki hatalı hallerin.
    Kötüsünü affederim, alırım iyi amellerin.
    en güzeliyle de ecrini, veririz biz onların.
    36-rab kullara kafiyim der, kitabımız kuranda.
    Seni Allahtan başka şeyle, korkutacak çoktur.
    Allah kimi saptırırsa, hidayet edecek yoktur.
    37-kime de Allah hidayet verse, oda ona haktır.
    Allah güçlü öç alan der, kitabımız kuranda.
    38-yemin olsun göklerle yeri, yaratanı bilirler.
    onlara birde sorsan, muhakkak Allah derler.
    öyley se söyleyin bize, size bir zarar verseler.
    taptıklarınız gideremez der, kitabımız kuranda.
    Yahut Allah bana bir, nimet vermek dilerse.
    o nimeti çevirecek yok, kullar bunu bilirse.
    Allah bana yeter deyip, tevekkülle giderse.
    onlar bize güvenen der, kitabımız kuranda.
    39-de ki ey kavmim siz, olduğunuz halle gelirsiniz.
    elbette ki bu çalışmaları, pek yakında bilirsiniz.
    40-kimmiş kendini rezil eden, o azaba gidersiniz.
    üzer lerine azap inen ler der, kitabımız kuranda.
    41-biz sana bu kitabı, insana hak ile indirdik.
    artık kim yola gelirse, menfeatinedir bildirdik.
    kimde yoldan saparsa, meylettiğine erdirdik.
    onlara vekil değilsin der, kitabımız kuranda.
    42-Allah ölmekte olan canı, eceli gelince alırız.
    ölmeyenleri de uykuda alır, diyerlerini salıveririz.
    vakti gelmeyene kadar, ölmeyecek leride biliriz.
    düşünenlere ibretler var der, kitabımız kuranda.
    43-yoksa Allahtan başka, şefeatçılarmı buldular.
    hiçbir şeye güçleri yetmiyosadamı, tabi oldular.
    hiç akılları olmasadamı, onların peşine doldular.
    44-bütün şefaat Allahtan der, kitabımız kuranda.
    Göklerle yerin mülkü de, tüm keainat onundur.
    sonra ona döndürülürsünüz, dünyada sonundur.
    45-Allah ı bir olarak anarsan, buda senin şanındır.
    Ahireti anmaktan tiksinir der, kitabımız kuranda.
    Taptıkları anılsa onların, hemen yüzleri güler.
    46-gökleri ve yeri yaratanı, akıllarından siler.
    hazırı gaibi bilen Allahım, hep iyiliğinizi diler.
    hükmü biz veririz der rab, kitabımız kuranda.
    47-yerdekilerin bir mislide olsa, hepsini verirlerdi.
    zulmedenler kıyamet azabından, feda ederlerdi.
    kaçacakları bir yerleri olsaydı, oraya giderlerdi.
    her şey açığa çıkmıştır der , kitabımız kuranda.
    48-yaptıkları işlerin kötülüğü, açığa çıkmıştır.
    alay ettikleri kendilerini, sarıp kuşatmıştır.
    49-insana zarar dokunsa, yalvarmaya bakmıştır.
    nimetim yetişir der rab, kitabımız kuranda.
    Onlara nimet yetişince , bilgim sayesinde derler.
    rabbimizin imtihanı olduğunu, çokları bilmezler.
    50-onlardan öncekilerde, böyle söyledi beyler.
    kazandığından fayda yok der, kitabımız kuranda.
    51-sonunda yaptıkları kötülük, başlarına geçti.
    diyer zulmedenlerde öyle, kendilerine iş açtı.
    bizi aciz bırakamadılar, hak yolundan şaştı.
    52-hala bilemedilermi der, kitabımız kuranda.

    Dilediği ne rızkı yayar, dilediğine de kısar.
    iman edenler ibret alırlar, edebleriyle susar.
    53.israf eden kullar bizden, ümitlerini keser.
    ümidinizi kesmeyin der, kitabımız kuranda.

    Allah bütün günahları bağışlar, rabbinin sesidir.
    Şüphe siz bağışlayan esirgeyenin, ta kendisidir.
    54.başınıza azapta gelirse bu, rabbinizin işidir.
    hakka dönmeyene yardım yok der, kitabımız kuranda.

    55.ansızın azap gelmeden, sözün güzelini duyun.
    Rabbiniz den indirilenlerin, en güzeline uyun.
    56.her nefis kusurdan diyecek, rabbim ben buyum.
    alay ederdim diyecek der, kitabımız kuranda.

    57.yahut derler Allah bana, bir hidayet vereydi.
    elbet bende takva sahiplerinden, olurdum derdi.
    58.azabı gördüğünde geri, dönmeye gayret ederdi.
    keşke güzel iş yapsaydım der, kitabımız kuranda.

    59. sana ayetler gelmişti de, sen hep yalanladın.
    Kibirin den kafir oldun, hakkı onaylamadın.
    60.alla ha yalan iftira ettin, doğruyu anlamadın.
    yüzleri simsiyah kesilir der, kitabımız kuranda.

    Büyüklenen lere cehennemde, yer yok mudur.
    61.takva sahiplerinin kurtuluşuna, sebep coktur.
    Onlar ı selamete ulaştırır, bunlar onlara haktır.
    Onlar mahsun da olmaz der, kitabımız kuranda.

    62.Allahın her şeyi yarattığını, bilenler akildir.
    o her şeyin üzerinde, daim büyük vekildir.
    63.göklerle yerin anahtarları da, buna dahil dir.
    inkarcılar yazık edendir der, kitabımız kuranda.

    64.ey cahiller allahı bırakıp, nereye gidiyorsunuz.
    Ondan başkasına ibadeti, bana emrediyorsunuz.
    65.And olsun sana öncekilere, duyurduk biliyorsunuz.
    Allaha ortak koşmayın der, kitabımız kuranda.

    Amel in boşa giderde, zarar edenden olursun.
    66.o zaman sen Allah a, ibadete dönersin.
    67.Allah ı takdir etmemenin, ezikliğine erersin.
    yer gök bizim elimizde der, kitabımız kuranda.

    yedi kat göklerde kudretimle, dürülmüşlerdir.
    onların ortak koştuklarından, Allah cok yücedir.
    68.ogün sura üflenecek, sanki gündüzü gecedir.
    Diledik lerim hariç der rab, kitabımız kuranda.

    Gökler deki yerdekiler, hepsi düşüp ölecektir.
    sonra tekrar sura üfrülüp, hepsi dirilecektir.
    İnsan ların birbirine baktığını, herkes görecektir.
    69.nurum her yeri aydınlatır der, kitabımız kuranda.

    kitap konmus nebiler, şahitliğe getirilmiştir.
    Kul lar arasında adaletle, hüküm verilmiştir.
    kimseye haksızlık edilmediğini, kullar bilmiştir.
    70. herkese bedeli kesilir der, kitabımız kuranda.

    Allah onların yaptıklarınıda, en iyi bilendir.
    71. küfredenler bölük bölük, cehenneme gidendir.
    nihayet oraya vardığında, kapısında durandır.
    bekçiler onlara söyler der, kitabımız kuranda.

    bekciler diyecek size, bir resul gelme dimi.
    Allahın ayetlerini onlar, size bildir medimi.
    bu gününüze kavuşmaya, sizi erdir medimi.
    bize azap hak derler der, kitabımız kuranda.

    72.içinde ebedi kalmak üzere, o cehennemin.
    kapılarından girin bakın, yeri fena kibirlenenin.
    73. rablerinden korkanlarında, takım takım cennetin.
    Güzel liğine sevk olur der, kitabımız kuranda.

    cennete vardıklarında, kapıları onlara açılır.
    bekçiler selam size derler, cennet kokusu saçılır.
    ebedi yurtlarına gidenlerin, süs ve libasları takılır.
    oraya girin sizin derler, kitabımız kuranda.

    74.cennetlik der biz vaadinde, sadık olan Allaha.
    hamd olsun mirascı yaptı, kavuştuk ne isteriz daha.
    istedigimiz yere konarız, huzur vardır burda ha.
    Ameli güzellerin ecridir der, kitabımız kuranda.

    75.melekleride görürsün, hepsi birden rabbine.
    hamd ile tesbih ederler, sonsuzluugun sahibine.
    alemlerin rabbi övülür, selam olsun habi bine.
    hamd alemlerin rabbine der, kitabımız kuranda.

    Cevap
    abburrahman toğaçOcak 30, 2020 at 4:46 pm
    Your comment is awaiting moderation
    ABDURRAHMAN TOĞAÇ
    ÖN YARGI DESTANI
    Bazı insan cevherde olsa,yapamazlar algı.
    yaşlıda olsa, yoksulsa, göstermezerler saygı.
    dış görünüşle notu verilmiş, etmezler kaygı.
    teslim almış yazık, milletimi ön yargı.

    azıcık inceleyip, kişinin özüne bakmaz.
    görünüşü varlıklıysa, saygıda kusur yapmaz.
    kibirinin esiridir, başka fikirleri takmaz.
    bakılacak özleri, görmez etti ön yargı.

    ön yargı kibirdendir, hep aynı şeydir.
    bu tuzağa düşenler, efendidir beydir.
    tepeden baktıklarını bul,onları giydir.
    gözleri var görmez, esir almış ön yargı.

    alçak gönüllülüğü, hiç yapamaz onlar.
    yoksulu görmeyi bilmez, lükse aşık bunlar.
    insan sarrafı olmayı bilmez, maddeyi anlar.
    yığdıkları boşa gidecek, teslim aldı ön yargı.

    bunlar kişilerin, dışına bakarlar.
    madde nerdeyse, oraya saparlar.
    sürekli konforu, lüksü yaşarlar.
    yoksulun bilgisine,baktırmadı ön yargı.

    hep emir altında, adamlar arıyorlar.
    kendi gibilerin, hatırını soruyorlar.
    tepeden bakacaklarını ,biliyorlar.
    esas öze ,baktırmadı ön yargı.

    keşfedebilselerdi, düşük gördüklerini.
    itip kakarak başına, çorap ördüklerini.
    kırk yılda bir defa, halin sorduklarını.
    keşfetmekte geciktiler,esir aldı ön yargı.

    iç yüzünü bir bilse, çok şeyini verecek.
    bir defa sohbet etse, gerçeği görecek.
    o zaman topluma, gerçekler gelecek.
    hak edememişler ,teslim almış ön yargı.

    bizim itilenlerimiz de, hep ilim dolu.
    ye sevi ocağından gelmiş, bir çok kolu.
    hırpalan dı çoğu,kalma dı tutacak dalı.
    adalet gelirse kalmaz,taptıkları ön yargı.

    bu görüşler bir gün , düzelecektir.
    düzelmişler denerek,söz olacaktır.
    hepside kendini bulup, öze gelecektir.
    gayret ederlerse, mağlup olur ön yargı.

    ONA YANARIM DESTANI ABDURRAHMAN TOĞAÇ
    bir gün bulur devletimiz,yoksul kesimi.
    çok yoruldum şu hayatta,bulamadım işimi.
    devleti idare edenlere,bir gün sesimi.
    duyuramadan ölürsem ben,ona yanarım.

    günahlar işleyerek,ömrü dolandan.
    hayır gelmez kardeşlerim yalandan.
    mazlumların hesabını,zalim olandan.
    alamadan ölürsem ben,ona yanarım.

    kötülerse iyilerin,girselerde kanına.
    sabrederler her zaman,güvenir sonuna.
    doğruyu ve hakikatı,devletimin önüne.
    seremeden ölürsem ben,ona yanarım.

    ilhamımsa gelmiştir,allah katından.
    varlıklılar binmişler,inmez atından.
    her işte ehil olanı,ayaklar altından.
    kaldıramadan ölürsem ben,ona yanarım.

    kötülük yapanlarsa,görünmesin gözüme.
    baksalardı doğruyu,söyleyenin sözüne.
    milletimi kurandaki,ayetlerin özüne.
    erdiremeden ölürsem ben,ona yanarım.

    kurumlarında engellerine,küstüm ben.
    adamların duvarı,atatürkün büstünden.
    bürogratik engelleri,millet üstünden.
    kaldıramadan ölürsem ben,ona yanarım.

    giysilerin kalitesini,onlar giyiyorlar.
    haramı helali hiç,düşünmeden yiyorlar.
    hep binmişler sırtımıza,inmem diyorlar.
    indiremeden ölrsem ben,ona yanarım.

    bunlardan bıktım,allahı anarım.
    ciddi dururlarda,harbi sanarım.
    yalan söyleseler,hemen kanarım.
    yanarım ben kadeş,ona yanarım.

    insanlarımızın çoğu,hep böyle oldu.
    hileye meyilli olanlar,daim övüldü.
    doğru iş yapanlarsa,oradan koğuldu.
    kurtaramadan ölürsem,ona yanarım.

    çok yordular,aklar çıktı saçımda.
    ne dahiler vardır,millet içinde.
    tek imzayla yapılsa,doğru biçimde.
    başaramadan ölürsem,ona yanarım.

    avlanıyor gaddarlar,bırakmış tazıları.
    durumunu anlatmaktan,yorulmuş bazıları.
    devletimiz bakıpda,sitelerdeki yazıları.
    görmeden ölürsem kardeşler,ona yanarım.

    filizlen abdurrahman,yeşil bağ gibi.
    ölürsende zalim bilsin,seni sağ gibi.
    işlam düşmanının,karşısında dağ gibi.
    duramadan ölürsem ben,ona yanarım.
    abdurrahman toğaç;

    Cevap
    abburrahman toğaçOcak 30, 2020 at 4:47 pm
    Your comment is awaiting moderation
    ABDURRAHMAN TOĞAÇ HABERİNİZ OLMAZ DESTANI
    05448081798
    Seçmesini bilemedi devlet,hakka tabilerini.
    göremediniz bu milletin, gerçek ağabiylerini.
    getirilemeyen hak adalet, bir gün sahiplerini.
    vura vura bitirirde, haberiniz olmaz.

    güllük gülüstanlık,herkeş mutlu sanırsın.
    zulme uğrayanın vebali,geldiğinde tanırsın.
    ozaman bu cihanda,sende garip kalırsın.
    zulüm kolladığından gelirde,haberiniz olmaz.

    kuran her milletin,lisanına çevrilse.
    onlarda bu kelamın,özünü bir bilse.
    mesajıyla kuran ilmini,kolaydan alsa.
    dünya islam olurda,haberiniz olmaz.

    tüm alemi kurtarmaya,içten gayret edersen.
    ayak altında kalmışları,kurtaralım dersen.
    rabbiyin sana verdiğiyle,paylaşmaya gidersen.
    cennet ayağına gelirde,haberiniz olmaz.

    veliym allah diyerek,bir tek ona tapmazsan.
    yapın dediği emirleri,tenezül edip yapmazsan.
    sınavlık yoksul kulları,kurtarhaya bakmazsan.
    musibet kapına dayanırda,haberiniz olmaz.

    haksızlıkla yükselirsen,allah elinden alır.
    ölmeden sana gösterir,helal kazandığın kalır.
    sana kendi evlatların,bir gün musibet olur.
    hepsini elinden çıkarırda,haberiniz olmaz.

    batıla hizmet edenlere,hakka itaat et de.
    kibire teslim olursan,cehenneme giden elbette.
    yaptıklarının vebalini,yanarak ödersin ahirette.
    kitabın soldan arkadan verilirde,haberiniz olmaz.

    iffetinden içe kapanmışı,hep dışlayıp ittiğinden.
    rabbiyin emrine uymayıp,batıl yola gittiğinden.
    başına gelen her musübet,ellerinin ettiğinden,
    olduğunu geç anlarsında,haberiniz olmaz.

    güçlüyüm deyip yoksullara,güç kullanıp sindirirsen.
    haksızları destekleyip,mazlumu engine indirirsen.
    okumuş diyerek çalışanların,sırtına bindirirsen,
    bir gün senide yeyip bitirirler,haberiniz olmaz.

    zulümden ağlayanların,göz yaşını silmez isen.
    verdigine şükretmeyip,kadir kıymet bilmez isen.
    varlık içinde şımarıp,hak yoluna gelmez isen.
    birgün cehenneme odun olunda,haberiniz olmaz.

    Allahı peygamberi unutmuş,maddeye tutsak esirsen.
    yoksullara tepeden bakıp,varlıklıyla birleşirsen.
    kapında çalışanlara karşı,kaskatı cimrileşirsen.
    hepsinin vebali seni kuşatırda,haberiniz olmaz.

    insanlar azar,kendini,zengin gördüğü zaman.
    allahın verdiği bol rızıkla,şaşırmayasın aman.
    yine insan azar,şeytanla başbaşa kaldığı zaman.
    günahlar sahibini kuşatırda,haberiniz olmaz.

    iş paylaştırma,adam kayırmacılığa dönmüşse.
    rüşvet vermeyen yoksullaşıp,ocağı sönmüşse.
    bütün işleri kendisine,pay verene vermişse.
    birgün doğrunun ahı tutarda,haberiniz olmaz.

    kendi yolundan gidenlerin,acılarını dindirirsen.
    hak adalet isteyenleri,ğüç kullanıp sindirirsen.
    okumuşların gelirini,milletin sırtına bindirirsen.
    devlet uçurumun eşiğinde gezerde,haberiniz olmaz.

    okumuşlar eşkiya olup,milletin sırtına biniyorsa
    onlara moderin eşkiya değil,bey efendi deniyorsa.
    çeşitli vergilerle milletimin,alın teri yeniyorsa
    kıyamet depremleri yaklaşırda,haberiniz olmaz

    emanete hiyanet edenleri,allah görür tanır.
    onu sahibine vermemekle,kear ettim sanır.
    haksızın ömrü erken dolar,allah canını alır.
    zulme uğrayana bunu gösterir,haberiniz olmaz.

    ön yargı teslim almasın,kişiyi bir inceleyin.
    cevherler altta kalmasın,ince elekten eleyin.
    üst mevki kötüyle dolmasın,yoksuluda deneyin.
    mevkileri kötüler işkal eder,haberiniz olmaz.

    kötüler mevkileri doldurupda,öğütlerini tutarsan.
    iki yüzlüler işkal ederde,tuzaklarını yutarsan.
    onların sözüne inanıp,iyileri ğörevden atarsan.
    tüm kötülerin hışmına uğranda,haberiniz olmaz.

    ben öğütleri yazıyorum,öğütler yerlerine gider.
    ehiller nankörlük ediyorsa,allah perişan eder.
    tacını tahtını başına yıkar,onu dahada beter.
    rabbimiz gazap indirir sizin,haberiniz olmaz.

    devlete öğüt verdim,bunları söyledim özümden.
    çıkarı için partiye üyeler,kaçar ise gözünden.
    sana oy verecek insanda,o kötülerin yüzünden.
    oyunu hep tersine kullanırda,haberiniz olmaz.

    abdurrahman devletimiz,sözlerini duyar bir gün.
    rabbin adaleti kötülerin,gözlerini oyar bir gün.
    allah yazdığın nasihatın,özlerini koyar bir gün.
    sizden ders alan çok olurda, haberiniz olmaz.

    Cevap
    abburrahman toğaçOcak 30, 2020 at 5:05 pm
    Your comment is awaiting moderation
    ABDURRAHMAN TOĞAÇ
    FIRKAR VE DIŞ GÜÇLER DESTANI
    Her tuzağın karşılığını Allah hazırlar.
    Onu yok edemez padişahlar vezirler.
    Bir bakarsın islamdan güçlü ordu hazırlar.
    Fırkaları musallat etti dış güçler.

    İslam ı yok etmeye güçleri yetmez.
    Bakarsın fırkalar ayıkır yanlışa gitmez.
    Onlar birleşirse Allah zulüm etmez.
    Fırkaları musallat etti dış güçler.

    Dinlerini Yahudiler yetmiş bire böldüler.
    Hıristiyanlar dinlerini yetmiş ikiye böldüler.
    Müslümanlar fırkalarla yetmiş üçe bölecekler.
    Fırkaları musallat etti dış güçler.

    Yetmiş üç fırka olunca kıyamet kopacak.
    Her iş fırkaların islahına bakacak.
    Birleşirlerse hepsi batıl yok olacak.
    Fırkaları musallat etti dış güçler.

    Fırkalar devam ederse kötü işimiz.
    Dini tek yaşamaya olsun gidişimiz.
    Her zaman vakur olsun duruşumuz.
    Fırkaları musallat etti dış güçler

    Tuzak büyük kurulmuş farkına varalım.
    Fırkalara bölenlerden hesap soralım.
    Onlar bizi çevirmeden biz onları saralım.
    Fırkaları musallat etti dış güçler.

    Nasihatı sitenizden atmayın sakın.
    Fırkaların sözlerine bakmayın sakın.
    Uyarılar çok lazım satmayın sakın.
    Fırkaları musallat etti dış güçler.

    Bu tür fırkaların çeşidi çoktur.
    Kadricisi nakşisi kendilerince haktır.
    Guruplaşmadan din yaşamak sanki yasaktır.
    Fırkaları musallat etti dış güçler.

    Pansiyoncular camide namaz kılmazlar.
    Kendilerinden olmayana selam vermezler.
    Komşuları ne durumda halin sormazlar.
    Fırkaları musallat etti dış güçler.

    Fırkaları çarpıştırmak kolay oluyor.
    Hepsinede amarika silah veriyor.
    Hangisi ezginse haklısın diyor.
    Fırkaları musallat etti dış güçler.

    Cevap
    abburrahman toğaçOcak 30, 2020 at 5:00 pm
    Your comment is awaiting moderation
    05448081798
    ABDURRAHMAN TOĞAÇ
    SÖZÜMÜ ARARSINIZ — DESTANI
    ilk okul mezunuyum diye, kadrimi bilmediler.
    beni büyük başlarım arayıp, enğine inmediler.
    birde kurana destanlar yazdım, beğenmediler.
    bir gün gelirde benim sizler, tozumu ararsınız.
    benim kul haklarını anlatan, sözümü ararsınız.

    öğütler yazdımda görüp sırra, eremediler.
    kibir in işareti üstün geldi de, bilemediler.
    bendeki halis cevheri üstler, göremediler.
    bir gün gelir de benim, gözümü ararsınız.
    sizi cennete götürecek, sözü mü ararsınız.

    kelamımı tastik leyip, milletlere salmazsanız.
    destanın özüne inip, düşünceye dalmazsanız.
    eğitici sözleri kobye edip, kayda almazsanız.
    gün gelir sözümü çoğaltırlar, azımı ararsınız.
    esas benim özlü yazdığım, sözümü ararsınız.

    çoğaltma yarışını bitirip, batıl fikri atmaz sanız.
    kuldan velilere tapıp, tek Allaha tapmaz sanız.
    rabbimin kutsal kitabını, okullara katmazsanız.
    çok çaresiz duruma düşüp de, çözümü ararsınız.
    ağzımdan çıkıp şahit olduğum, sözümü ararsınız.

    dünya ya direk kalmam, bende ölürüm.
    son durak ahiret, bir gün orayı bulurum.
    ömür biter bir gün tabi, toprak olurum.
    elden gitmiş olurum, o, özümü ararsınız.
    çare bundaymış deyip, sözümü ararsınız.

    kulları aldatanların, hep sözüne kanarım.
    kıymet bilir rabbim ben, hep seni anarım.
    hak yoluna ateş olup, ebediyen yanarım.
    ateşim hep kül olursa, közümü ararsınız.
    öz lisanım la yazdığım, sözümü ararsınız.

    rab kullarını düzeltip de, muradıma ermedim.
    dünyalıktan uzak durdum, hiç vefa görmedim.
    yapmacık ta olsa gülüpte, güzel poz vermedim.
    bana ait bir resmimle, asil pozumu ararsınız.
    milletimizi hidayete çağıran, sözümü ararsınız.

    milleti min evlatları nı, rejime bekçi yaptılar.
    çeşitli sınav lar hazırlayıp, ahretini kararttılar.
    onlar cennetlik olacakken, tutup ateşe attılar.
    bir zaman gelir ki bu bendeki, azimi ararsınız.
    sizleri kurtuluşa davet eden, sözümü ararsınız.

    insanlığın kurtuluşuna, çözümde kaybolur.
    yönetici ler görmezse, sözümde kaybolur.
    bir gün gelir ki korkarım, izimde kaybolur.
    yaşadığım yerlerde ki hep , izimi ararsınız.
    kuranı destanla yazan, sözümü ararsınız.

    idareciler sözlerimi, en çokta size derim.
    dünyaya adalet gelmezse, yanar yüreğim.
    bir gün gelir bakarsın, kefenimi giyerim.
    beden çürür kemik kalır, bezimi ararsınız.
    maddeden uzak manalı, sözümü ararsınız.

    Cevap
    abburrahman toğaçOcak 30, 2020 at 5:13 pm
    Your comment is awaiting moderation
    NE OLACAK HALLERİ DESTANI
    ABDURRAHMAN TOĞAÇ
    05448081798
    Gençlerimiz bekar kaldı, helal kazanç yemişi.
    bahtı da kara gidiyor, Allah büyüktür demişi.
    kırk dokuz yaşına gelmiştir, hiç evlenememişi.
    devletimiz bunları görmezse, ne olacak halleri.
    Harama hiç gitmeyip de, sabırlı olanları.
    Rabbin kaderine inanıp, ilimle dolanları.
    Zulüme sabretmekten, sararıp solanları.
    Devletimiz el atmazsa, ne olacak halleri.
    Hak emrine uydular, düştüler ne hallere.
    Bunlar meyil de etmediler, sapık yollara.
    gitmediler fırkaya bölünen, zalim kollara.
    devletimiz fark etmezse, ne olacak halleri.
    Yoksullukları üstün geldi, aşamadılar.
    dürüstlükleri zillet oldu, kaçamadılar.
    hiç kimseye dertlerini de, açamadılar.
    devletim görmezse, ne olacak halleri.
    Yoldan çıkmışlar, günde biriyle çıkarlar.
    bunların aldattığı çoktur, artık bıkarlar.
    elde edemediklerinin, kafasına sıkarlar.
    devletimiz görmezse, ne olacak halleri.
    Devletim eliyle eş bulma, dairesi açsın.
    evlenecekler resmiyle, başvuru yapsın.
    adaylarında fotoğrafını, sergiye taksın.
    devletimiz görmezse, ne olacak halleri.
    Mazlumlar dostusun, tez bulasın bunları.
    geç te olsa güzel olsun, onlarında sonları.
    onlarında devam etsin, dünyadaki kanları.
    devletimiz fark etmezse, ne olacak halleri.
    Ahlaksız vicdansız namertlerle, ülkem dolmuştur.
    kardeşim Süleyman da, ellisinde bekar kalmıştır.
    asaletli tohumlarda ilgisizlikten, heba olmuştur.
    devletimiz bunları görmezse, ne olacak halleri.
    İçine kapalıdır bunların, hiç sesleride çıkmaz.
    kaderine de isyan ederek, etrafınıda yıkmaz.
    karşısında bayan olsa, başın kaldırıp bakmaz.
    devletimiz de uzak durursa, ne olacak halleri.
    Diyelim ki bunlar böyledir, başka türleri de var.
    kahrından sakal bırakmış, dünyada onlara dar.
    pahalı binaları almaya mahkum, edemiyor kar.
    devlet hazine yeri dağıtmazsa, ne olacak halleri.

    kötüler le aralarına duvar, öremediler.
    iki yüzlülerin içyüzünü de, göremediler.
    dolandırılıp aldatılıp hesap, soramadılar.
    devletimiz görmezse, ne olacak halleri.
    Hakkımızda daim hayır, dilemez olduk.
    akan göz yaşımızı da hiç, silemez olduk.
    kim dost kimler düşman, bilemez olduk.
    devletimiz görmezse, ne olacak halleri.
    Siması hoş olanlar, iş bitirici olur.
    vefalılar helal çalışır, getirici olur.
    gün bulup gün yiyen, yetirici olur.
    devletim görmezse, ne olur halleri.
    Yoksular hep suyu, bırakır akışına.
    onlara sahip çık, yetiş Allah aşkına.
    o kendini düşünen, dönsün şaşkına.
    devletim görmezse, ne olacak halleri.
    Bunlar az değil, milyonlar var bu şekil.
    uygun kişi sizsiniz, bunlara olasın vekil.
    kimse yoktur çünkü, sizsiniz bunda akil.
    devletimiz görmezse, ne olacak halleri.

    bunlar iffetli gençler, ya patlayıp coşarlarsa.
    ya bunların ana babaları, onlarda küserlerse.
    sahte vaat verenlerin, peşlerine düşerlerse.
    devletimizin o zaman, ne olacak halleri.
    Kuranın nefisler çiftleşecek, dediği olsun.
    eski usül terk edilsin, bir tarafta dursun.
    her nefis sevdikleriyle, bir yuva kursun.
    devletimiz görmezse, ne olacak halleri.
    Pahalılıktan bıkan, öfkeden tersine gider.
    çoğu devletin eksiklerine, hep sitem eder.
    onda üçtür bunlar, hepsi yüklenmiş keder.
    herkeşe maaş vermezsen, ne olacak halleri.
    Dertleri destanla yazdım, çöze bilir misiniz.
    bunları arayıp kapı kapı, geze bilir misiniz.
    iffetliye geri zekalı diyeni, eze bilir misiniz.
    devletimiz de görmezse, ne olacak halleri.
    Benim destanlarımda, çok öneriler vardır.
    ahretimi bilmem ama, dünya bana dardır.
    zalimlerin başına rabbim, musibeti sardır.
    Allah hidayet etmez ise, ne olacak halleri,
    ZALİM OĞLU ZALİMLER DESTANI
    ABDURRAHMAN TOĞAÇ 05448081798
    bir tür insan vardır içimizden, ürerde ürer.
    maneviyat yoksunu bunlar,içimizden türer.
    bir işini yapar san seni, hep yokuş a sürer.
    adı Müslüman amma, zalim oğlu zalimler.
    Bunlar sürekli topluma , mikrop saçarlar.
    iyi insanların başına, hep dert açarlar.
    bir savaş ortamı olsa, hemen kaçarlar.
    vefalıya zulüm saçar, zalim oğlu zalimler.
    İşini Güzel yaparsın onların, bildiremezsin.
    iyi davrandıkça ciddi durur, güldüremezsin.
    gücünde yetse de onları hiç, öldüremezsin.
    her toplumda haklı çıkar, zalim oğlu zalimler.
    Hapishanelerimiz hep, zulmettikleriyle dolar.
    kendine yalakalık yapanları, kolladıkça kollar.
    doğrulara yardım etmezler, iki yüzlüleri arar.
    iyiyi de tuzağına düşürür, zalim oğlu zalimler.
    Ne var sanki kötü olmasan, iyiliğini yetirsen.
    Allah için bir kez özden, bir selavat getirsen.
    bir kabalık işini onun, biraz erken bitirsen.
    hemen paranı keserler, zalim oğlu zalimler.
    Bu toplumda hastalıktır, bu illetten kurtulsan.
    bunun adı hasetliktir, hak yolunu tez bulsan.
    şu cihanda mütevazi, alçak gönüllüden olsan.
    kibiri bırakmaya yanaşmaz, zalim oğlu zalimler.
    hiç Allahtan korkmazsın, havana uyarak saparsın.
    Allahın kullarına zulmü, hangi maksatla yaparsın.
    zulüm yaptığın cennete girer, sende ona bakarsın.
    cehennem den korkar mı hiç, zalim oğlu zalimler.
    Hep sırttan deve kazanırda, pireye hiç bakar mı.
    tepeden bakacak adam arar, hak olanı yaparmı.
    ona bir öneri nasihat etsen, hak olanı takarmı.
    ben her şeyi bilirim der, zalim oğlu zalimler.
    Dünyadan bahseder sen, onu iyi dinler ler.
    ahretten bahsetsen, hemen sıvışıp giderler.
    her zaman hatti aşıp, Allah a isyan ederler.
    Allahtan da korkmazlar, zalim oğlu zalimler.
    Sanki anaları yüksekte doğurmuş,hiç engine inmezler.
    yoksula haksızlık yapmayıpta, Allah yoluna gelmezler.
    ben çalıştım kazandım derler, onlar hakkı bilmezler.
    mevki kibirinin esiridir, zalim oğlu zalimler.
    Dünyada işini yaver götürüp, Allah onları denemekte,
    musibet olarak evlatları yeter, onlar boş bir emekte.
    savunmaları şu Allah dilese, onlara da verir demekte.
    Allahın imtihanını kaybettiler, zalim oğlu zalimler.
    Yedikleri önlerin de, yemedikleri de ardında.
    Allahın kahrından, verdiklerinden var bunda.
    gözleri hiç doymaz, hep çoğaltma derdin de.
    şeytanın ardına düştüler, zalim oğlu zalimler.
    Bunlar davet hazırlasa, varlıklıyı çağarır.
    onların saçı en çok, çoğaltmaktan ağarır.
    haksızca suç işlese, karşındakine bağarır.
    haksızlıkla haklı çıkar, zalim oğlu zalimler.
    Adil ce bir kanun çıksa, hemen karşı dururlar.
    hayat onlara güzeldir, onlar bir türlü bulurlar.
    elde edemediklerini de, bunlar zorla alırlar.
    hırsızlıkla da alır onlar, zalim oğlu zalimler.
    Bazısı devleti dolandırır, avantadan yaşarlar.
    yasaları takip eder, menfaat varsa koşarlar.
    eşinin emeklisi yoksa, onu hemen boşarlar.
    Allah tan korkar mı hiç, zalim oğlu zalimler.

    bazısı kuranı okurlar , mealine bakmazlar.
    esas okunacak meal, kafayı ona takmazlar.
    mealiyle düzelecek, doğru olanı yapmazlar.
    para yın yarısını keser, zalim oğlu zalimler.
    Ben bunları yaşadım hep, sizlere doğruyu derim.
    bana birde yemek verir, tuzaktan olmaz haberim.
    ellerinde oyuncak oldum, bunlar benim kederim.
    yazdım düzelsinler diye, zalim oğlu zalimler.
    Ben bunlardan usandım, devletime bunu derim.
    hepsini açık söyledim, demeyin yoktur haberim.
    bir an evvel düzelsinler, ondan gayret ederim.
    birde hacca gideni var, zalim oğlu zalimler.

    bu tiplerin çoğu, çocuklarını okutmuş öğünür.
    zulme uğrayanın çocukları, geçim için döğünür.
    bırak hacca gitmeyi, emeklide olamadan ölür.
    kuşaktan kuşağa hepsini vurur, zalim oğlu zalimler.
    Babam inşaat amelesiydi, kader onu vurmuştu.
    çokça kürek tutmaktan, elleri yumuk kalmıştı.
    üstelik vefatında, karipler mezarına konmuştu.
    onu hep dolandırdılar, zalim oğlu zalimler.
    O emekli olamadan gitti, bizde zaten olamadık.
    sürekli zulme uğramaktan, rahatlığı bulamadık.
    anamda benim iyilerdendi, eli açıktı doyamadık.
    ikisinin de hakkını yediler, zalim oğlu zalimler.

    ikiye iki buçukluk toprak evde, başlı kıçlı yatardık.
    vijdanlılar ğörürmü diye, yoldan geçene bakardık.
    yinede bizde huzur vardı, gamı gasefeti atardık.
    on bir yıl öyle yaşattılar, zalim oğlu zalimler.
    Tavanımızda bizim çinkoydu, kış gelince akardı.
    anam üzerimize kap kor, sabaha kadar bakardı.
    kımıldamadan uyuyun derdi, kafayı ona takardı.
    uykusuz kalmasına sebep, zalim oğlu zalimler.
    Bunlar hayat hikayemdir, hiç söylemek istemezdim.
    bunları yaşamamış olsam, şimdi bunları demezdim.
    destanın akışı böyle gitti, yazacağımı da bilemezdim.
    bana bunlarıda yazdırdılar, zalim oğlu zalimler.
    Bunları yazmaktaki gayem, ibret alıp düzelsinler.
    çok fazlaca geç olmadanda, erken yola gelsinler.
    buna benzeyen yaşantıları, kendileri bulsunlar.
    yinede bulacaklarını sanmam, zalim oğlu zalimler.
    Kardeşim Süleyman bekar, hangisinin umrunda.
    oysa elli yaşına geldi, böylemi yaşamak zorunda.
    birde dinde yardım var, böyle söylüyor kuranda.
    hep, hesabına gelene uyarlar, zalim oğlu zalimler.
    Müslüman kimsesiz sahibidir, onları arar bulurlar.
    mazlum lar içe kapanmak tan, evde bekar kalırlar.
    onlar a sahip çıkanlar sa, elbet cennet lik olurlar.
    onlar ın iffetliyle işleri olmaz, zalim oğlu zalimler.
    Allah kullarını dener, yoksul bıraktığı kullarıyla.
    kestirme cenneti istersen, ilgilenesin halleriyle.
    o zaman İslam ı yaşarsın, kim verirse elleriyle.
    bunu yapamayanlara derim, zalim oğlu zalimler.
    Atmış üç yaşında, bir yıllık bekçilik buldum.
    belim fıtıklı sıvacılığa, yine mahküm oldum.
    az parayla çok iş yaptıranların, eline kaldım.
    çoğu zekatını da vermez, zalim oğlu zalimler.

    abdurrahman açık söyleme, başına iş açarsın.
    düzelmez düşman olurlar, diyar diyar kaçarsın.
    söylediğine pişman olur, sende buna şaşarsın.
    suç söyleme harcarlar seni, zalim oğlu zalimler.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here